6 Ekim 2009 Salı

BENİM OYUNLARIM VARDI BÖLÜM 1

Memur çocuğu edebiyatı yapmak gibi olmasın ama küçükken pek öyle teknolojik alt yapımız yoktu. Yani, bizimkiler öyle teknolojiye yatırım yapan insanlar değillerdi. Hoş, doğduğum ve çocukluğumu geçirdiğim yıllar itibariyle yatırım yapacak pek bir teknoloji de yoktu esasında. Bu yüzden çocukluğum daha hayal gücüne ve bedensel efora dayalı oyunların eşliğinde geçti. Kısacası bilgisayar henüz evlerimize girmemişti.

Çocukluk arkadaşlarımdan birinin Armstrad bilgisayarı vardı ama. (Korkma 80'ler, 90'lar geyiğine girmeyeceğim, ben de en az senin kadar ikrah ettim) Oynadığım ilk bilgisayar oyunu adından da anlaşalcağı üzere ikiye iki oynanan Two On Two Basketball isimli bir oyundu. Bendeniz bilgisayar oyunlarıyla yeni tanıştığım için hareket kabiliyetinden yoksun bir dana olarak potanın sağında, üçlük çizgisinin arkasında bir yer seçer arkadaşın topu sürüp bana vermesini beklerdim. Sonra da gelen topu potaya gönderirdim. Oyun bundan ibaretti. Savunma kısmında ne yaptığımızı inan olsun hatırlamıyorum. Arkadaşın (arkadaşın bir ismi var tabi; Kaan, naber len Kaan) dediğine göre gelmiş geçmiş en iyi üçlükçüymüşüm. Eheeh, böyle de bir ünvanım var. Şimdi şöyle bir bakındım ama oyun çok eski olunca oyun içi görüntü bulmak mümkün olmadı.

Sonrasında bilgisayar oyunlarıyla arama uzun uzun seneler girdi. Ta ki üniversiteye kadar. Nasıl oldu, nereden geldi bilmiyorum ama evimizde bir bilgisayar vardı. Tam olarak şahsıma ait olmasa da benim de sömürebileceğim sevimli mi sevimli bir kocakafa. Günlerden bir gün, nasıl olduğunu, nereden geldiğini dün gibi hatırladığım bir oyun geldi evimize (Naber len Özgür?) Heroes of Might And Magic (buraya kadar bir şey yok, oyunu pek çok kişi biliyor, ama şimdi sıkı durun) 2, evet, Heroes 2. O güne kadar bilgisayar oyunlarıyla ilişkisi dandik bir basketbol oyununda üçlük atan siyah adama can vermek olan ben, hayallerimin oyununa kavuşmuştum. Warlocklar, Knight'lar, Barbarlar derken hayalini kurduğum büyülü dünya karşımdaki ekrandaydı artık. Önce üretim araçlarına sahip olmak için taktik çözümlemeler yapıyor, üretim araçlarına sahip olduktan sonra ürettiğim artı değeri askeri yatırımlara dönüştürüyordum. (Yo, yo, hayal ettiğim bu değildi, bu zaten gerçek you know)Mutluydum, saatler boyunca başından kalkmadan, sıkılmadan oynayabileceğim bir oyunum vardı. O meşum bayram tatiline kadar..... Bayram tatilinde sırf bu oyunu oynamak için memleketine gitmeyen bir arkadaş bilgisayarımızı üstüne kola dökmek suretiyle imha etmişti. Aydın'da geçen sıkıcı bir bayram tatilinden dönüşte bilgisayarın başına geçip bir parti oyun oynamak için düğmeye bastığımda hain saldırının sonuçlarıyla karşılaşmıştık.(Naber len Baran?) Hepimiz için tam bir yıkımdı. O günlerden geriye şöyle bir şeyler kalmış:



Şunların güzelliğine bak, Knightlar Elflerle savaşıyor. (Elf derken, bizim o kaleye verdiğimiz isim Elf Kalesiydi, yoksa ben de görüyorum Dwarf'ın baltasını)

Sonra araya yine uzun zaman girdi. Ev arkadaşlarımın da bilgisayarla ilişkisi benimkine benzediğinden elinden şekeri alınmış gibi çocuklar gibi mutsuzduk. Bilgisayarsız daha doğrusu oyunsuz geçen günler sıkıcıydı. Ama mutlu günler yakındı, evimize yeni bir bilgisayar gelmişti ve Heroes'ün 3.cüsü çıkmıştı. Ahahha, Campaing senin, expansion senin derken bizim okul falan uzamıştı. İmotep imotep diye dolanan zombi Mısırlılara dönmüştük her birimiz. Bu seferki daha uzun sürmüştü hem, bilgisayarımızı mesşrubatlı ortamlardan uzak tutmayı başarmıştık. Oyunun mantığı yine aynıydı. Kaynaklara sahip ol, sahip olduğun kaynaklar vasıtasıyla kalelerini ve ordunu güçlendir, diğerlerini yok et. Öyle grafikler şöyle, yapay zeka böyle falan diye ahkam kesecek değilim, ben anlamam o işlerden. Gözüme görünen güzel mi ona bakarım, oynanabililiyor mu oyun, saçma sapan uygulamalarla karşılaşıyor muyum benim için önemli olan o. Değerlendirmelerim bu kadar basit olunca oyun da bir o kadar aşmış oluyor ve huzurlarınızda Heroes 3 :




Şu ortada görünen kanatlı tip Archangel. Oyundaki en kuvvetli karakter, resurrection özelliği var. Heroes 2'den sonra Heroes 3 çölde bir vaha gibiydi. (Naber len Ertem?)

1 yorum:

Adsız dedi ki...

gelmiş geçmiş en güzel oyun bence heroes 3 10 yıl kadar olmuştur hala arada oynarım, müzikleri, multiplayerı, o atmosferi, vallahi duygulandım